Maksimum Mu? Yoksa Makul Olan Mı?
Kişisel hayatımızda veya yöneticilik faaliyetlerimizde aldığımız birçok kararın şahsımıza veya işletmemize maksimum fayda sağlamasını hedefleriz. Maksimum, mümkün olan en fazlayı elde etme... Klasik ekonominin rasyonel homoeconomis insanı (saf ekonomik çıkarlarını düşünen) çıkarlarını maksimize etmeye çalışır.
daha fazlasını oku
Stratejik Yönetim
Daha hızlı dönmeye başlayan dünyada işletmelerin/kurumların ayakta diri bir şekilde kalması giderek zorlaşmaktadır. İletişim ve nakil teknolojilerinin hayal edilemeyecek şekilde hızlı gelişmesi, müşteri beklenti ve isteklerinin hızlı değişmesi, özellikle bilginin, ticaretin ve paranın dijitalleşmesi işletmelerin varlıklarını sürdürmesini daha fazla tehdit eder olmuştur. İşletmelerin kâr elde etmek, sosyal fayda sağlamak, süreklilik ve büyümek amaçlarını gerçekleştirmeleri ancak stratejik düşünme, stratejik planlama ve stratejik davranma ile mümkün olabilmektedir. Hızlı değişen çevre ve teknoloji nedeniyle geleneksel yaklaşımlar artık yetersiz kalmaktadır.
daha fazlasını oku
Yapay Zekâ Bizi Nereye Götürecek?
Dört sene önce Kıbrıs’a gitmiştim. Karpaz bölgesinde yaban eşeklerinin olduğu bir milli park alanı vardı. Etrafta otlayan eşekler araba görünce yolun ortasına durup arabaların camına kafa uzatıyorlardı. Bir şeyler verirsen yolu açıyorlardı. Yani “insan” gibi yol kesiyorlardı.
daha fazlasını oku
Makam Sevdası
İş dünyasında çalışanların hep ulaşmak istediği bir unvan, pozisyon, statü veya makam vardır. Bu unvan mühendis, hâkim, doktor, öğretmen, doçent, profesör gibi mesleki veya şef, birim sorumlusu, şube müdürü, daire başkanı, genel müdür, müşavir, koordinatör gibi yönetsel olabilir.
daha fazlasını oku
Yönetici Bakış Açısı
Kızını ve oğlunu yakın zamanda evlendirmiş olan Ayşe Teyze, Fatma Hanımla oturmuşlar sohbet ederler. Ayşe Teyze; “Kızım çok iyi bir insan evladına düştü. Kızımın elini sıcak sudan soğuk suya sokturmuyor, eşi eve hizmetçi bile tuttu, ne isterse ona alıyor, onu gezmelere götürüyor, kendi ailesine giderken de, kızımı bize gönderiyor, hatta zaman geliyor ki, kahvaltısını yatağına kadar getiriyormuş, Allah razı olsun, kızım çok rahat….” Peki oğlunun evliliği nasıl gidiyor sorunca Fatma Hanım, Ayşe Teyze “Ah ahretliğim, sen sorma ben söylemeyim, oğlum bir sütsüze düştü, oğluma etmediğini bırakmıyor. Evde hiçbir iş yapmıyor, hizmetçi tut ona yaptır diyor, her gün beni dışarıda yemeğe çıkar, değişik yerleri gezdir, her istediğimi al istiyor, oğlum aileme gidelim dese, sen annene git bende anneme gideceğim diyor, birde her sabah kahvaltımı yatağıma getireceksin demez mi!…” Ayşe Teyzeyi aynı olaylar karşısında bu kadar farklı düşündüren şey elbette bakış açısı, yani nazarıdır.
daha fazlasını oku